Farkındaysan Geliştirebilirsin

1905'de English High School olarak kurulan Nişantaşı Anadolu Lisesi

Geçtiğimiz aylarda okuduğum lisenin yirminci yıl mezunlar buluşması vardı. Bazı sınıf arkadaşlarımla düzenli olarak görüşebilsem de belki son on yıldır görmediğim birçok dönem arkadaşım da oradaydı. ‘Senin bebek nasıl oldu?’ soruma bir sınıf arkadaşım “ üç buçuk yaşındaki bebek gayet iyi” şeklinde nüktedan bir şekilde cevap verince zamanın hızına karşı yenildiğimi hissettim.

Buluşma boyunca herkes birbirinin ne yaptığını merak ediyor, çocuk sahibi olanlar çocuklarının fotoğraflarını gösteriyor, küçük gruplar birlikte fotoğraf çektiriyor, her kapıdan giren coşkuyla karşılanıyor derken en büyük sohbet konusu kimin ne kadar değiştiği üzerine yoğunlaşıyordu. Değişmekten bahsettiğimiz bir anda bir arkadaşım dedi ki “aslında insan hiç değişmiyor, ortaokulda lisede nasılsak öyleyiz”. Onaylayanlar katılmayanlar derken tartışmaya daldım ve bu konuda özellikle 1900’lü yılların başından itibaren yapılan bir dizi araştırma sonucu ortaya atılmış Beş Büyük Faktör Teorisini kısaca paylaştım. Bu teoriye göre insanlarda değişmeyen beş temel kişilik özelliği vardır. Bunlar:
  • Açıklık: Sıradışı fikirlere sahip olma, merak duyma, macera yaşama duygusu taşıma ve farklı deneyimler elde etmeye duyulan istektir.
  • Sorumluluk: Öz disiplin gösterme, sorumluluk sahibi olma, başarma azmi taşıma ve planlı şekilde hareket edebilmedir.
  • Dışadönüklük: Enerji dolu olma, olumlu duygular besleme, diğer kişilerle işbirliği yapmaya açık olmadır.
  • Uyumluluk: Şüpheci olup öne sürülen fikirlerin aksini ispat etmekten çok yardıma hazır olma ve insanlara karşı şevkat hissi duymadır.
  • Duygusal Denge: Öfke, kaygı, alınganlık, bunalım gibi olumsuz duyguları yaşamaya ne kadar eğilimli olunduğudur.

Sizi en iyi tanımlayan özellikler neler?

Bu özellikler, kişiliğin değişmeyen bir parçası olsa da zaman içinde değişen bu özelliklerin dışa vurumu olan davranışlardır. Girdiğimiz ortamların bize dikte ettirdiği gereksinimlere göre kendimizde gelişmeler sağlarız. Örneğin; dışa dönüklük ölçümü düşük olan bir kişinin işi gereği farklı gruplarla çalışması, ekiplere liderlik etmesi ya da sosyal ortamlarda aktif olması gerekebilir. Kişi özünde düşük bir skalada seyreden dışa dönüklük yönünü, iş ortamına ya da lider konumuna adapte olmasını sağlayacak davranışlar geliştirerek kendisi için bir dezavantaj olmaktan çıkarabilir. Beş faktör teorisinin en önemli faydası, 1980’li yıllara kadar kullanılan birçok farklı kişilik envanterinin getirdiği modelleri ve ölçümleri ortak bir şemsiye altında toplamış olmasıdır. Diğer bir güzel çıktısı da halihazırda birçok şirketin Türkiye’de de kullandığı Neo-PI-R Kişilik Envanteridir.

neo

Peki hepimiz değişmeyen bu temel özelliklerimizin neler olduğunu bilip değiştirmek istediğimiz davranışsal çıktılar için harekete geçiyor muyuz? Bazen evet, bazen hayır diyeceğinizi biliyorum çünkü bu işin ilk adımı kişisel farkındalık. Diğer bir deyişle kişinin kendi bilgi düzeyi, yaklaşım tarzı ve düşünce yapısından haberdar olması. Bendeki farkındalık önce iş yaşamının gerektirdiği gelişimler, sonrasında çocuklarımla süre gelen iletişimlerim sayesinde ciddi bir gelişme gösterdi. Artan farkındalığımla birlikte, kendimde geliştirmek istediğim özellikleri ayırt etmem ve bunları davranışlarıma yansıtmam, zaman alsa da sonuç veren bir sürece dönüştü. Bazen asla yapmam dediğim şeyleri güle oynaya yaparken yakaladığımda kendimi şaşırtıcı olmuyor desem yalan olur!

Görseller: Google Images

İnsan Kaynaklarında Bir Tutam Yaratıcılık

İş dışındaki hobilerin nelerdir diye sorsalar, listem içinde yer alacak maddelerden birisi de mutlaka yemek pişirmek ve yeni lezzetler denemek olur. Geçtiğimiz aylarda Michelin yıldızı almaya layık bulunmuş fakat bunu reddetmiş olan dünyanın en ünlü şeflerinden birisi olan Alain Senderens Türkiye’ye geldi. Tabi bir yemek sever ve amatör aşcı olarak kendisiyle yapılan röportajı kaçırmadan okudum. Şefin en önemli özelliklerinden birisi 18. yüzyılda ortaya çıkan ünlü mutfak geleneği ‘Nouvelle Cuisine’in günümüzdeki en önemli temsilcilerinden birisi olması.

Alain Senderens

Alain Senderens

Bu akımın temel noktası Fransız mutfağına ait klasik yemeklerin kaliteli, yerel ve taze malzemeler kullanılarak geleneksel yöntemlerle pişirilmesi. Tabi bu demek oluyor ki, Şef ve bu akımın öncüsü olan diğerleri, yenilikçi ve yaratıcı ruhlara sahipler. Tabaktaki estetiği yemeklerin tadı kadar önemli bulan Şef, yanında çalışanların da yenilikçi bir ruha sahip olmasını talep ediyor. Böyle bir ruha sahip olmak, bu ruhu beslemek ve yaratıcılığı geliştirmek için de yanında çalışanların sürekli müzelere gitmelerini ve klasik müzik dinlemelerini öğütlüyor. Çünkü o zevklerin gelişebileceğine inanıyor.

Alain Senderens tarafından hazırlanan bir yemek sunumu

Günümüzde hangi mesleği yaparsak yapalım yaratıcı ve yenilikçi olmak adeta işin bir gereği haline geldi. İnsan kaynakları yönetiminde rol alan herkesin farklı görevleri olmakla birlikte demek ki ortak payda ‘yaratıcılık ve yenilikçilik’. İnsan Kaynakları profesyonelleri olarak yaratıcı olmak, yenilikler üretmek için neler yapılabileceğine bir bakarsak:

  • Mesleki literatürü okuyun ve kavramsal gelişmeleri takip edin. Pratik teoriden doğar. Teoriye hakim olmak uygulamada daha başarılı olmanızı sağlar. Bir örnek olarak Maslow ihtiyaçlar hiyerarşini bilirseniz, diğer bölümlerden arandığınızda çözmeniz gereken konulardaki önceliklendirmeyi iç güdüsel olarak doğru yaparsınız. Teorinin prensibine göre ‘temel ihtiyaçları karşılanmamış birisi daha üst ihtiyaçlara odaklanmakta zorluk çeker.’ İzin konusundaki sorunu halledilmemiş bir çalışan, müşteriye vereceği hizmeti nasıl daha üst seviyeye çekeceğini düşünmeye daha güç odaklanır.
  • ‘En iyi uygulama örnekleri’ni bu bizim şirkette uygulanamaz deyip geçmeyin. Bu örnekler birebir uygulanamasa da, içlerinden bulunduğunuz ortama transfer edebileceğiniz fikirler mutlaka çıkacaktır. Siz yeter ki önerin!
  • Rotasyon için her zaman karşınıza fırsat çıkmayabilir. İnsan kaynakları içindeki diğer bölümlerde görev alan arkadaşlarınızın neler yaptığını öğrenmeye çalışın. İş çıktınızın, diğer ekip arkadaşlarınızın yaptığı işlerle nasıl bir etkileşim içinde olduğunu öğrenirseniz aklınıza daha parlak fikirler gelecektir. Örneğin eğitim bölümünde yeni çalışan oryantasyon programını hazırlıyorsanız, işe alım süreçlerini bilmeniz hatta bu süreçte bulunmanız yapacağınız programı daha geniş düşünmenizi ve dolayısıyla yeni çalışanların şirkete daha kısa sürede uyumunu sağlayacaktır.
  • İşle özel hayat dengenizi kurarken bir taraftan da özel yaşamınızın işinizi besleyeceğini unutmayın. Bu nedenle yaptığınız sosyal aktivitelerde ve bulunduğunuz sosyal ortamlarda işe dair algılarınızı açık tutmaya devam edin. Örneğin gittiğiniz güzel bir davetin mekanı bir sonraki yılın şirket yeni yıl yemeği için çok uygun olabilir.
  • Bol bol kitap okuyun. Sadece kendi alanınızda olması şart değil. İlginizi çeken diğer alanlar, romanlar, öyküler, vb. Bu kendinizi ve yaptığınız işi daha kolay ifade etmenizi sağlayacaktır. Mevlana’nın dediği gibi “Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.” Bildiklerinizi ve yapacaklarınızın faydasını anlatmak hüner ister.
  • Yaptığınız işle ilgili basit de olsa sayısal ve sözel geri bildirimler toplayın. Farklı iş birimlerinde çalışanların organizasyona dair farklı algıları olur. Bunları öğrenmek için görüşmeleriniz esnasında aldığınız sözel geri bildirimler iyi bir kaynaktır. Örneğin satış departmanında çalışan bir iş arkadaşınız, sizin daha önce farketmediğiniz bir konudaki gözlemini ya da bir fikrini cömertce size sunuverir. Biraraya getirdiğiniz rakamsal verilerden okuduğunuz bir trend, aksiyon noktalarınızı oluşturmanızı sağlayabilir.

Tekrar Alain Senderens’e gelirsek; o bugünlerde ne mi yapıyor? Kendisi yemek kadar edebiyata da düşkün. Şu anda bir Osmanlı sultanının hayatını okuyor. Gördüğü her yerden ve her şeyden ilham almaya devam ediyor, kafasında durmadan fikirler uçuşuyor ve seksen iki yaşındaki bu yaratıcı adamın hala düşünebildiği tek şey mutfak!

Görseller: Google Images